Pazar, Ağustos 10, 2008

"Ucuz ama kalitelii"

Dün berbat bir filme gittik kardeşimle: The Strangers.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu filmi son 1,5 aydır falan beklemekteyim. iTunes'da traileları izlerken keşfetmiştim kendisini ve ara ara insanlara da göstermek için açıp izliyordum. Her izleyişimde de ilgim daha da artıyordu filme dair. Velhasıl bir çiftin ıssız bir yerdeki yazlıklarında kafasında maskeler ve kesekağıtları olan birileri tarafından taciz edilmesi ve hatta tacizin ötesinde şiddetin boyutunun giderek artması gibi bir şablon üzerine oturtulmuş olmasıyla zaten Haneke'nin Funny Games'ine benzetmiştim daha ilk izleyişten. Hatta filmin sonunda doğru bir sahne var ki şimdi burada spoil etmek istemiyorum ama şunu dersem pek sorun olmayacaktır eminim, iki beyaz gömlekli efendi görünüşlü erkek çocuğunun dahil olduğu o sahneler Funny Games (kardeşimle benim deyşimizle Bunny Games ki evet bu da Playboy Mansion'da çekilen versiyonu) adlı filme bir yerden köprü kurmaya çalışmış olan yönetmenin filmi kurtarmak için verdiği son çabalarmış ve fakat kurtaramamış. O yüzden rica ediyorum gidip de izlemeyiniz. Filmle ilgili tek doğru düzgün şey belki de ses mühendislerinin çok iyi çalışmış olması. Mesela normalde kapıya birilerinin vurduğu anda çıkan sesi öyle güzel işlemişler ve ortaya öyle güçlü bir ses çıkarmışlar ki, film sadece seslerden ibaret olsa ve ekranda simsiyah bir görüntü olsaydı bile insan ürküp sırtını sağlam bir yere dayama ihtiyacı hissedebilirmiş. Ama tabii kötü işlenmiş bir senaryo varken ortada, seslerden ürküp arada bir sıçramak dışında "bu salaklıkla bu insanlara ne yapsanız hakediyor" deyip salondan ayrılıyorsunuz; haberiniz olsun.

Dün bir de Panora'daki Nuxx adlı tasarım mağazasına girdik. Pek bir ilgi çekici bir görüntüye sahip olmakla beraber, içine girdiğinizde mağazanın vitrininde yazan tasarımcıların güzel tasarımlarını göreceğinizi sanıyorsunuz ama nerdee... Mesela Alessi'nin hiçbir işe yaramayan abidik gubidik tasarımları, bilmemkimin hesaplanınca tanesini neredeyse 10 ytl'den almanız gereken kurşun kalemleri içine koyduğu kutular veya üstünde "to do list" yazınca daha bir anlamlı görünen ufacık ve gayet kalitesiz sayfaları olan ama tabii ki tanesini 30-40 ytl'den aşağıya alamayacağınız defterlerle dolu bir mağaza kendisi. İçinde güzel şeyler de var tabii. Ama benim kötü olanlara odaklanmamdaki en büyük sebep de çok pahalı ve hakikaten de gereksiz pahalı olması bir yana, mağaza görevlilerinin içerideki koca koca yaşını başını almış insanlara ve tabii bize karşı takındığı tavırlardı. Her an bir şey çalacakmışız gibi başımızda dikilen, bir şeye dokunduğunuzda o şeyi siz daha adımınızı atarken düzeltmeleri ve/veya orada mı diye kontrol etmeleriydi. Tasarım satıyorsanız ve bu tasarımlar çok pahalıysa en azından güleryüzlü ve sevimli görünmelisiniz ki insanlar makul görebilsin verdikleri veya verecekleri parayı. Suratlarındaki, tarihte son olarak Nazi kamplarındaki gardiyanlarda görülmüş olan o sevimsiz ifadeyi silmedikçe Nuxx'ın Ankara'da pek tutulabileceğini pek düşünmüyorum. Hem zaten burası Ankara ve maalesef insanların tasarımdan anladığı Tepe Home'un onlara gösterdiğiyle sınırlı... Bir de bu tavırla biraz zor diyorum ben.

Bu arada tabii dün kardeşimin anlattığına göre babam Paşabahçe'yle yapacağı bir iş için oranın iç mimarlarıyla yemeğe çıkmışmış. Yemekteki iç mimarlar gaymiş. Yemekte epey eğlenmişler. Gayet anlaşmışlar etmişler. Lakin bunu buraya yazmamın sebebi daha ilk el sıkışmada babamı koklayıp "Hmmm kokunuz Vakko. Ucuz ama kaliteliii" deyip gülümseleriymiş babama. Babamın böyle bir durumun içinde bulunması ve böyle bir sözün kendine edilmiş olması pek sevimli geldi. Epeyce güldüm. Dünden beri her telefon konuşmamızda telefonu tam kapatacakken "Baba!" diyorum, o da "Efendim kızım" diyor "Ucuz ama kaliteliii" diyorum sonra. O da gülümsüyor.

2 saçmalayan daha çıktı:

ilvana dedi ki...

"bu salaklıkla bu insanlara ne yapsanız hakediyor"

işte bu yüzdendir ki bizleeeer doğal seleksiyona inandık doğal seleksiyona güvendik! hell yeah!

divina dedi ki...

ahaha
oysa ki geçende bir arkadaşımın dediği gibi hz. muhammed ne demiş:

"know thyself".

siiik and distrooooyh büyümüzü kullanalım diyorum bunlar için.