Salı, Mart 24, 2009

"This Kind of Life Keeps Breaking"

Beyaz sütlü yüzüğümü kaybedeli aylar oldu. Teessüflerimi bildirmek istiyorum kendisine. Benden bu kadar mı sıkılmış, gören sorsun bunu lütfen.

Onun dışında keyifli bir haftasonu geçirdim. C. burdaydı. Bir yerlere gittik eğlendik. operaya gitmedik ki iyi ki de gitmemişiz. Korkunçmuşmuş.

İçimde derin bir yerlere koyduğum bir şarkıyı aynı derinlikte bir yerlere yerleştirmiş bir insanla paylaşmayı çok özlemişim ama artık yokmuş öyle bir şey. Onu da farkettim az önce. Epey bir koydu bu farkındalık bana sanırım. Ne bileyim en son bir Hammock beğendim mesela. Eminim ki dinlettiklerim arasında bir tanesi bile onlara dinlettiğim Mono No Aware'i içinde benim koyduğum kadar derinlikli hiçbir yere koymadı. Olsaydı anlardım en azından. Herkes beğeniyor ama kimse çok sevecek kadar içine alamıyor hiçbir şeyi artık. Ne acı...

Eskiden öyle miydi diye düşündüğümde ara ara çok sevdiğim şeyleri başkalarıyla paylaştığımda tek tük birkaç kişi çıkıyordu benle benzer ve hatta bazen de aynı tepkileri veren. O zaman o insanları ayrı seviyordum. Halihazırda sevdiğim o insanapayrı bir yere koyuluyordu tarafımdan. Ne kadar çok şey birbirine uyuyorsa o kadar derin oluyordu o insanlarla bağım. Bu konuda ultimate noktaya gelebilenler beni en çok mutlu eden ve dolayısıyla ve maalesef beni hep en çok üzenler oldu çoğu kez. Sanırım bu yüzden artık insanlar benimle aynı şeyleri sevince veya benim onlara tavsiye ettiklerimi çok sevdiklerini söyleseler de kaale almama eğiliminde oluyorum hep. Aslında herkes belki de çok seviyor ve fakat ben bunu böyle görmemem gerektiğini düşünüp savunmaya geçiyorum. Bu halime gelmemde yapımda ve yayında emeği geçen herkese teşekürlerimi bir borç bilirim o zaman.

Bir de hiçbir şey için adım atmıyorum ve başıma gelen her şeye "garip" diyerek bulunduğum yerden uzaklaşıyorum. Adımlarım hep uzaklaşmak için.

Bence hayatımda yeni ve umulmadık bir şeyler olsun ve atık mızmızlanmayı keseyim ben. Tabii bunun için önce kaçmamayı öğrenmem ve sağlıklı olmam gerekiyor. Sanırım sadece bu dediğim iki şeyin olma olasılığının düşüklüğünden, burada sürekli mızmızlanacağım sonucu çıkıyor. Delice sevme korkusu bu zamana dek başıma gelmiş en kötü şey. Şit.

1 saçmalayan daha çıktı:

Ayça dedi ki...

:)