Salı, Mart 17, 2009

Öyle

Yazamıyorum ne zamandır bir şeyler. Bugün ve birkaç gündür bir yoğunluğun içinde kaybolup gittim. Cumartesi'den beri yaptığım tek şey derslere girip çıkmak. Yarın da sabah dersim var ama sonra evde olacağım. Zaten haftasonuna misafirim de var. Kendisiyle birbirimize iyi gelmeyi planlıyoruz. Cuma gecesi Minna's, Cumartesi de opera derken keyifli bir haftasonunun beni beklediğini düşününce en enerjimin çekildiği anda bile rahatlıyorum. Yani umarım öyle olur artık.

Bu aralar bir de uykuya doyamıyorum. Yatağa girdiğimde yastığıma yorganıma sarılıp uyumak dünyanın en huzurlu şeyiymiş gibi geliyor. Uyumadan önce ritüel olmuş şeyleri düşünüyorum artık. Onları düşünmek de neredeyse bağımlılık haline geldi sanki. Sonra kalktığımda pencereden bu birkaç gün boyunca karla kaplı o çatıyı görmem de ayrıca mayıştırıcı bir etkiye sahipti zaten.

Annemi ve babamı çok özlüyorum bu aralar ki normalde özleyebilen değilim ama arada özleyince birilerini çok feci oluyor. Sonra hayatımı aksatmamak için çabalamak zorunda kalıyorum. O hissin yoğunluğunun içinde kendimi kaybetmek en son istediğim şey. Sanırım böyle hisleri yaşamaya programlı değilim ben. Velhasıl en yakın zamanda anne-baba görülecek diye bir madde ekliyorum aklımdaki yapılacaklar listesine. Bu aralar pek başarılıyım ama o listeyi azaltmak konusunda, ki bu da mutluluk verici.

Çok yavan bir yazı olduğunun farkındayım da aslında ama aklımın içinde sadece bende kalması gerekenler varken başka türlüsünü yapamıyorum. Şimdilik güzel bir şarkı ekleyeyim buraya da bir işe yarayayım.

A Sunny Day in Glasgow son zamanlara çok bir keyifle dinlediğim grupların başında sanırım. En sevdiğim şarkıları da Things Only I Can See'nin canlı bir konser kaydı bu da. İyi seyirler.

2 saçmalayan daha çıktı:

ses dedi ki...

asla yavan bir yazı değil. hatta şarkıdan bile iyi geliyor. geldi : )

divina dedi ki...

gelsin o zaman :)