Perşembe, Nisan 24, 2008

"a dream that no one has given you..."

Anne-baba yanına geleli iki gün oldu. Bazı şeyler kafamda çok daha iyi yerlere oturdu. Anne-baba yanındaki huzur bir yana, onlarla beraber olmanın getirdiği anlamsız huzursuzluğu bile sevdim bu sefer. Buradaki kedimiz epeyce küçülmüş, zayıflamış. Sanırım aşık olmak ve heyecanlanmak istiyor. Öyle bir şey yokken de yemeden, içmeden kesiliyor.

Bugün senelerdir görmediğim anane-babanne ikilisinin evlerine gittim. Onları senelerdir görmeyişim bir yana, onların bu süre içinde geçirdiği değişimler beni epeyce şaşırttı. Bebekler, küçük çocuklar ve yaşlıların geçirdiği zamansal değişimler, bu yaş dilimlerinde olmayanlarınkinden daha bariz belli oluyormuş. Bunu yeni farketmiş olmalıyım ki çok şaşırdım bugün; ama hiç çaktırmadım. Şşş...

Onun dışında, alışveriş yaptım, anne-babayla sohbetler ettim. Babam ilk kez bana "ya bi torun morun görsek ne güzel olur" dedi ama hemen ekledi "yani evlenmesen de olur ben mutluyum böyle" deyip gülümsedi hınzır hınzır. Kendisine hayatım boyunca nadiren aşık olduğum zamanlar yaşadım aslında. O kadar elektral bir dişi olmadım hiçbir zaman ama dün elektra kompleksimin tavan yaptığı an olabilirdi. Gittim yanına mıncıkladım zaten ki duygularını pek belli etmeyen biri olarak, babam bile şaşırdı kendisine verdiğim bu tepkiye. Evet; zaten bu konuda soğuk bir insandım ama artık bunun da bokunu çıkarmış bulunmaktayım. Gün geçtikçe dehşete düşüyorum kendimi buz gibi duruyor olarak gördüğümde. Acilen aşık olmam lazım diyorum ama ona da gönüllü değilim dün babama söylediğim gibi. Hatta yok aşk maşk falan; yalan hikaye hepsi. Sağolsun yalan dolan insanlar. Tüm güvenimi sömürdüler. Şimdi rahat rahat dolaşsınlar dünyanın muhtelif yerlerinde onlar. Ben de öyle yapayım ve kendimi bulayım dönüp dolaşıp.

Bugün tabii Rüü'nün şahane haberini de aldım kahvaltıda. Çok sevindik, çocuklar gibi şendik. Yarın sabaha Ankara'ya uçuyorum. Ve sonra da haftasonu Y. geliyor; çok eğleneceğiz umuyorum ki. Bazen konuştukça bazı şeyleri nasıl ele aldığımı görüyorum. Aklına bile gelmeyen bir ayakkabıyı görüp, beğenmeyip, anne ısrarıyla denedikten sonra beğenmek gibi bir farkındalık sanki bu. Hoşuma gidiyor böyle zamanlar.

Şimdi çıkıp annemle biraz dolanacağız. Dışarısı epeyce sıcak olduğundan arabayla dolaşmak durumundayız maalesef. Bir ara gelip yazarım belki yine bir şeyler. Anlamsız hisler içinde olduğum bu aralardaki anlamsız yazılarıma devam edesim de yok ama başka çare yok. Yaza yaza anlam kazandıracağım bir şeylere sanırım, onu bekliyorum.

8 saçmalayan daha çıktı:

Adsız dedi ki...

öyle şarkılar açıyorum ki fon müziği oluyor yazdıklarına.hüzün kaplıyor neşe doluyor.bi yürüyüş seninle içlere,kopuş aradığımız ne, ama müzik susuyor ayrılıyoruz yazının sonunda..

divina dedi ki...

bir de isimsiz olmasanız...

ümit dedi ki...

ümit desem ismim kadar taş yağsa kafama...

seuraavatalvi dedi ki...

Adana ha.

Nasıl saçma bir aramayla buralara kadar gelebildiysem.

divina dedi ki...

Once "animal collective adana"ymis (wtf! :) ) sonra "imagine room adana" olmus o. Helo!

seuraavatalvi dedi ki...

:D Evet, hahahah. Saçma bir arama demiştim. Hatırlayamıyorum bile şuan senin adresi ne alaka yazdığımı, bir bağlantı olmalı. :D

Neyse, Adana?

divina dedi ki...

Evet Adana, anne-baba, memleket.

seuraavatalvi dedi ki...

Adana'yla böylesi bir bağlantının bulunduğunu hiç bilmiyordum. Salak birkaç arama ne tuhaf bir şeyi öğrenmemi sağladı. (: