Çarşamba, Ekim 22, 2008

Velespit

Birkaç gündür kendimi delice bisiklet aramaya adadığım için buralara pek uğrayamadım adamakıllı. Bir şeyler yazayım istedim.

Geçen gün U. bisiklet alma teklifini getirdiğinde çok heyecanlandım. Zaten bisikletle İzlanda'ya giden insanları gördükten sonra bir süredir zihnimin bir yerlerinde kendi kendini saklayan bu fikir ortaya çıktı ve epeyce heveslendirdi. Sonra tabii hiçbir şeyi önceden araştırmadan alamayan ben, bilinçli bir tüketici olarak araştırmalara girişti ve fakat bu finansal açıdan pek iyi sonuçlanmadı. Nedeni de, gayet basit br bisiklet almak gibi bir noktadan başlamıştım araştırmaya ama şimdi 1000 Euro'luk bisikletler beni ancak heyecanlandırabiliyor. Euro'nun alıp başını gittiği günlerde olduğumuz düşünülürse, bu bisiklet aşkımı burada sonlandıracağım ya da paraya kıyıp bir tane alacağım ama ben birincisnin olacağına inanıyorum zira o kadar para harcamak istemiyorum şu anda. Çok para, çok.

İşler nasıl bu noktaya gldi bilmiyorum ama. Önce gayet basit bisiklet markalarına bakındım. Hani şu herkesin bildikleri. Sonra onların şekillerini şemallerini pek sevememiş olmalıyım ve hatta orada burada gördüğüm tavsiyeleri dikkate almış olmalıyım ki, kendimi profesyonel bisikletlerin satıldığı sitelerde buldum. Önce anladım ki her şeyin detayına inildiğinde milyon tane trivial bilgi ediniliyor ve bu trivial bilgiler Türkçe'ye kaba tabirle çevrildiği gibi ıvır zıvır olamıyor öyle görünseler de. Aksine işleri daha çok kaıştırıyorlar. Şimdi bilmemne kadar ağırlığında olanlara bakamıyorum mesela. Veya ilk başta baktığım modellere belki de bilmiyor olsaydım hiç umursamayacağım eksikliklerinden dolayı burun kıvırıyorum. Aklımda Cannondale'lar, Scott'lar, Marin'ler, Trek'ler uçuşuyor.

Geçen gün U.'u sürükledim zaten bir mağazaya. Envai tür bisikletin olduğu bu yerde, şu anda en iyi bisikletlerden biri olarak bilinen Scott marka bisikletleri izledim. Evet izledim. Diğerleriyle herhangi bir Scott arasındaki farkı tek bakışta anlayabiliyorsunuz. Kötü işçilik en başta boyadan ve onun uygulanmasından anlaşılıyor zaten. Alt tarafı bisiklet işte diyorum bazen ama olmuyor da.

Bugün de sabah sabah işi gücü bırakıp kendimi Sıhhiye'de Lale Sokak'ta bulunan SDS Bisiklet'te buldum ki Sıhhiye ve civarlarını bindiğim aracın rotası dışında uğramışlığım hiç olmamıştı. Bugünse delirmiş gibi, heyecanla koyuldum yola. İnsanlara sokakları sora sora buldum mağazayı. Girişte adını araştırmalarım esnasında gördüğüm Marin adındaki California'lı bisikletlerden gördüm. Birine vuruldum, sonra da sırayla diğerlerine. Daha fazla ayrıntılara boğulursam sanırım 15,000 YTL'lik bsiikletler dışındakilerin beni mutlu etmeyeceğini düşünüyorum. O yüzden bugün bir son verdim internette hangi marka iyidir, hangisinin neyi kötüdür araştırmalarıma. İyi yaptım umuyorum ki. Bugün sonunda 500 Euro'luk şu gördüğünüz bisikleti istediğime karar verdim de alacak mıyım almayacak mıyım ona henüz karar veremedim. Bağış yapmak isteyenler olursa kesin alırım ama.



Uzun lafın kısası, aklına bisiklet tavsiyesi gelen varsa hemen bir şeyler yazsın etsin. Çıldırmak üzereyim burada.

4 saçmalayan daha çıktı:

seda dedi ki...

ah bunlar var ya bunlar, bu lime'lar çok güzel :)ama istanbulda satılıyor sanırım sadece. yardımcı olamadım biliyorum. ama bi bak sen yine de :)

http://www.trekbikes.com/lime/

divina dedi ki...

Ah biliyorum bunu ben. Ama ben daha yüksek olsun istiyorum şu ortadaki kısmı. Bugün umuyorum ki kafama göre bir tane bulup alacağım ve mutlu mutlu süreceğim artık bisikletimi :)

turuncu dedi ki...

ortası neden yüksek olsun ki? kullanışlı olmuyor pek.

seda dedi ki...

alıyorsun demek. ne aldığını bize de söyle :)