Salı, Ekim 28, 2008

"but the world is porcelain"

Anlayamadığım şekilde şu anda blogger'dan yazıyorum. Yani tam olarak olması gerektiği gibi. Ve fakat blogu açmak istediğimde açamıyorum. Dün de zaten Google Video engellendi. Rezilliklere bir başka katkı da açıklamalarıyla hükümetten geldi tabii. Kendileri ekşisözlükte birinin deyimiyle "hamama çevirdiler kabineyi" güzel üsluplarıyla. Ulaştır(ma)ma Bakanımız Türkiye'den erişimi olan tüm siteleri vergi dairelerinde görmek istediğini yoksa bu sitelerin Türkiye'den koca bir Osmanlı orta parmağı göreceklerini ifade etti. Idiocracy diye bir film vardı bilmem bilir misiniz...

Bu saatlerde çoktan çıkmış olmam gerekiyordu evde ama gece 5'te uyuyup sabah 11:30'da kalkınca hala oturuyorum ve bunları yazıyorum şu anda. Bisiklet alma fikri geçen hafta boyunca beni yedi bitirdi ya hani; ben vazgeçtim. Fikri daha sonra sakin kafayla değerlendirmek ve uygulamak üzere rafa kaldırdım zira "o mu iyi, bunu mu alsam" şeklinde düşüne düşüne alma isteğimi yitirdim, adeta hevesim kaçtı hatta. U.'un da hevesi kaçtı zaten. Yaza doğru bakılacaklar listesinde bir numara bisiklet o yüzden. Ama belli de olmaz. Şimdi çıkıp "eeh yeter" deyip, alabilirim de sırf almak için.

Yarın Amasra'ya gidiyoruz grupça. Güzel fotoğraflar çekip, güzel vakit geçireyim istiyorum. Yolculuk esnasında dinleyeceğim müzikleri ayarlamam lazım hem daha.

En iyisi çıkıp işlerimi teker teker halledeyim. Dışarıda yağmur yağdı tüm gece ve hala yapıyor zaten. The Clientele dinlemenin tam zamanı.

Görüşürüz.

0 saçmalayan daha çıktı: