Salı, Kasım 18, 2008

"used to be..."

Önce bu yazıyı okumayı bitirene kadar şunların çaresine bakınız: Beach House - Used To Be ve Apple Orchard. Bana soracak olursanız ikisi birbirinden güzel ama Apple Orchard bir elma sapı mesafesiyle daha güzel olarak bitiriyor yarışı. Tamam şimdi oldu.

Evdeyim, ev temizlenmeyi bekliyor. Temizlikten sonra belki U.'u çağıracağım, belki de iki cadde ötemdeki Starbucks'a oturacağım ve kitabıma başlayacağım.

Sigara içmiyorum birkaç gündür. Daha doğrusu günde belki bir taneye indirdim. Sabah kalktığımda akciğerimin üzerinde bir sis bulutu varmış da, ben yataktan kalkarken, o o buluta takılıp yatağımda kalıyormuş hissi yavaş yavaş geçiyor. Burnum kokuları daha keskin alıyor. Aklımın bu aralar ulaştığı netlik derecesine eşit temizlikte bir akciğere sahip olmak için her şeyi yaparım.

Bu haftaiçi İstanbul'a gitme gibi planlar yapayım diyordum. Bu hafta olmayacak gibi bu ama haftaya orada olabilirim. Rüüü!

Low dinlemeye başladım. Epey eskiden Herman'ın bana hazırladığı onlarca dvd'lik müziğin içinden seçip dinlemiştim bir gün oturup. O günden beri kulak vermemiştim kendilerine. Beğendiğimi anımsıyordum ama o kadardı. O kadar da çok yeni isim vardı ki o dvd'lerde, hangisine bakacağımı şaşırmıştım o dönem. Sonra birkaç kişi "dinleee" diye üsteleyince dün gece bu duruma bir el attım ve başladım. Durum iç açıcı. Çok sevdiğim sevgilimi onu görmediğim bir sürenin sonunda gittiği yerden karşılarken alabileceğim o dingin ama heyecanlı mutluluk doluştu içimde. Yazarım ara ara onlarla ilgili.

Hava çok güzel. Odaya kahverengi bir ton hakim. Toprak kokusu kapalı camların, pencerelerin ardından bile alınıyor. Seviyorum.

2 saçmalayan daha çıktı:

pass dedi ki...

dün başka bi yerde yeni "beach house" şarkılarını görüp heyecan yapmıştım, şimdi de burda karşıma çıktılar ne güzel! :)

divina dedi ki...

güzel bir şeyle birden fazla kere karşılaşmak için şanslı olmak gerekiyor sanırım. :)