Cuma, Ocak 09, 2009

Vicky Cristina Barcelona (or how i couldn't like an Allen movie)




Bu filme gittim evet. Ve hani güzel hisler içindeydim geçen hafta bugün gösterime gireceği haberini aldığımdan beri. Fakat Cassandra's Dream'deki gibi kocaman bir hayalkırıklığı oldu film. Kaç verirdin derseniz, bunun gibi bir çok film bulunabileceğini düşündüğümden Allen'ın hatrına 6.5 falan verirdim herhalde.

Ne istemediğini bilen ile ne istediğini bilen Stuff White People Like kadınlarının birbirlerine dönüşmesi soslu Vicky Cristina Barcelona'yı, Woody Allen delisi bir insan olarak pek de beğenemediğimi söylemem gerekiyor. Amerikan orta sınıf beyazlarıyla dalga geçmesi, İspanya'da Gaudi'lerin Mirò'ların etrafında çekilmiş olması, Javier Bardem, Penelope Cruz ve Scarlett Johanson'un oyunculuğu da kurtaramadı filmi. Zaten filmi benim için baştan kurtarabilecek Allen'in yönetmenliği bile yetmedi.

Bir tek sempati besleyebildiğim karakter Penelope'ninkiydi. Kendisinin bağırış çağırışlarını pek bir hoş bulduğumu söylemem lazım. Aynı şekilde Amerika'dan Barcelona'ya biraz heyecan için gelmiş iki kadının tutkuyu zaten çoktan kaybetmişolmaları ve fakat Maria Elena'nın Avrupa'lı sanatçı kadın figürü olarak tutkunun ta kendisi olduğunu görebilmek hoş ama maalesef bir klişeydi zaten. Amerikan toplumunun "geçici bir şey" tavrını eleştiren ve bu gelenekten gelen kadınların öykündükleri Avrupa'da ancak "tuz" gibi eksik bir bileşen yerini tutabileceğini göstererek baya bir eleştirel davranmış Allen diye düşünmekteyim. Zaten Vicky'nin Katalan Kültürü üzerine yüksek lisans yapması tam bir Stuff White People Like konusuydu ve artık bu gibi Amerika Avrupa karşılaştırması klişelerinden Amerika'nın bu öykünmeci tavrının gözüme fazla fazla sokularak bir klişe haline gelmesinden midir bilmiyorum, Allen bu filmiyle ağzımda sinema çıkışı yavan bir tat bıraktı. Neyse ki çıkışta içtiğimiz kahve ve yediğimiz waffle durumu kurtardı.

Bu filme "şahaneeee" yorumu yapan insanları kınıyorum esefle. Neresi şahane bunun? Hiç mi Woody Allen izlemediniz? Bu filme klişe denmiyorsa daha hangi filme klişe denebilir? Hiç mi izlemediniz bunun gibi bir hikaye? Allen'ın Cassandra's Dream'i hayatımda izlediğim en kötü Allen filmi ise bu film de onun tam üstünde yer alıyor artık diyebilirm rahatlıkla. Kaldı ki o çok eleştirdiği Stuff White People Like insanları ancak bu filmi beğenebilir diye düşünüyorum. Woody Allen filmi sevmek ve hatta onun bu son dönem Avrupa sevdasıyla yaptığı filmleri sevmek, naif entelektüelliğin baremi olarak algılanıyor olmalı sanırım. Ama benim Allen'ı sevmemin nedeni onun dürüst olması ve karakterleriyle kendisi arasında yarattığı gerilimdir. Filmlerinde her şey en olduğu halde verilir. Karakterin neler düşündüğünü biliriz. Bir eleştiri var ise Woody bunu karakterini saçma durumlara sokarak yapar. Hiçbir zaman gerçek hayatta olabileceği gibi cezasız bırakmaz ve her seferinde de karmik bir hesaplaşma vardır ve bu hesaplaşma esnasında karakterleri yaratan kişi vasfına rağmen, onun zaferi olarak sonuçlanacak kadar tanrı yerine koymaz Allen kendisini. Vicdan azapları çeker karakter bazen, bazen de en olmadık yerde mutlu olur. Ama bu filmde beyaz Amerikan toplumuna yapılan bu eleştirel bakış çok dolaylı yapılmaya ve alttan alta izleyiciye hissettirilmeye çalışıldığından karakterler kendi başlarının çaresine bakıyor ve Allen her zaman yaptığının tam tersine, "Sizden sıkıldım artık çok salaksınız, uğraşamayacağım ne haliniz varsa görün" gibi bir tavırla bitiriyor filmi. Belki de İspanya'yı ziyaretinde orada bir süre kalmak isteyince vakit geçsin diye klasik emekli insanlar gibi bulmaca çözmeyip film çekeyim bari gibi bir hissiyatla elindekileri değerlendirdiğindendir gibi düşüncelere bile kapıldım; o derece bağlantı kuramadım Woody Allen ve bu film arasında.

I-ıh...

4 saçmalayan daha çıktı:

Ayça dedi ki...

a-aaaaaaaaaa cık cık cık

ilvana dedi ki...

bence de bir woody allen filmi değil de bağımsız avrupai romantik komedi filmi gibiydi.

penelope cruz şahaneydi ama nervous breakdown rollerinde görmek istedim kendisini hep.

Billur dedi ki...

Barcelonalılar da bu filmden nefret etmişlerdi. Hatta en sevilmeyen turist popülasyonu olan amerikalıların (ki burada guiri-yanqi denir) sayısındaki artış yüzünden de yerel halk baya rahatsız olmuştu. Filmin Barcelona'da çekilmesi ise tesadüf değil. Generalitat Woody Amcaya 1 milyon euro vermiş destek diye... Filmde Barcelona'daki turistik her şey gösteriliyor da gerçek yaşamından pek kesik bulamadığımı da söylemeliyim...

divina dedi ki...

Evet Billur, hakkaten katılıyorum Barcelona halkına. Filmdeki kadar gerizekalı olmayı Allen'ın entelektüelliiğiyle birleştirip bir şey sanan Amerikalılar tarafından bir şehrin basılması hiç hoş değil cidden.