Az önce Muzo'yla konuşurken In Rainbows'u kafa temizleyicisi, zihin resetleyicisi olarak kullandığımı söyledim. O da öyleymiş. Eminim bizim gibi bir çok insan vardır.
Mesela bir süre bir albümü dinliyorum. O albümden sıkılıyorum, ki evet ne dinlesem bir süre sonra sıkıyor. Ne dinlesem diye bakınırken kendimi In Rainbows'u açmış, çoktan Nude'a gelmiş buluyorum. Bir tek onlar sıkmıyor belki de beni (bu sıralamada onlardan hemen sonra LCD'm geliyor tabii). O yüzden In Rainbows'un kişisel sözlüğümdeki yeri Headcleaner sözcüğünün yanıbaşı oluyor haliyle.
Geçende Sigur Rós'un Heima'sının yutub semalarında tam zamanlı videosunu görünce mutluluktan zıplamıştık ya, geç de olsa ben aynı şeyin Scotch Mist kayıtları için de geçerli olduğunu gördüm. Artık canımız sıkıldığında bir Heima, bir Radiohead izleyip aspirin almış gibi her derdimize çare bulacağız. Portishead'in yeni albümü Third'ü dinlerken böyle sözler yazmam onlara ayıp mı bilmiyorum ama kendilerinin Third'ünü de sevdim sanırım. İlk beş şarkı, özellikle de The Rip ve Silence pek hoşuma gitti. İkinci beşte ise Magic Doors eski Portishead ruhuma geri döndürdü beni. Albüm çok Akrep ve çok Oğlak. O yüzden yine ölümcül etkileri ara ara hissediliyor. Ama yine tabii kanım dondukça, içim sıkıldıkça In Rainbows'a dönüş gibi bir rutin benimsediğimden şu videoları izlemekteyim şu anda. Siz de izleyin diye buraya ekleyeyim istedim. Hizmette sınır yok!
In Rainbows etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
In Rainbows etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Mart 13, 2008
Headcleaner
Etiketler:
akrep,
headcleaner,
heima,
In Rainbows,
kafa temizleyici,
magic doors,
oğlak,
portishead,
Radiohead,
scotch mist,
Sigur Rós,
silence,
the rip,
third
Perşembe, Şubat 07, 2008
"You're either in the club, baby, or you're not"
In Rainbows'un ilk yarısındaki Bodysnatchers'ı tamamlayan şey albümün ikinci yarısındaki Bangers & Mash. Ha bir de Guinness! Bu şarkı çılgınca intikam kokmakta. Sözleri küçükken uyumadan önce kendime yarım saat umutla vampir ve uzaylıların gelmesini beklediğim zamanları anımsatıyor (sanırım o zamanlarda hayal ede ede kaptım onlardan bir şeyler). İçimdeki başkasını ısırmamak için bastırıp durduğum yanımı tetikliyor. Bu şarkı fondayken vampir dişlerimle ısırdıklarımı gerçekten de kötü hale getirebilirim. Dikkat ediniz.
Bugün evimde Guinness içiyorum. Mutluyum. Kedim çoraplarımı kemiriyor. Ev kemirilmiş ve bir yana fırlatılmış çoraplarla dolu. Özellikle de odam. Ne yapacağım bu kemirme konusunda bilmiyorum. Kendini fare sanan bir kedim olduğunu düşünmek bile mutlu ediyor beni bugün.
Bir şeyler oluyor yine. Umutluyum 27'den ilk defa.
"i'm taking you down
i'm taking you down
i'm standing in the hall
i'm puking at the wall
yeah because you bit me, bit me, bit me, ow
the poison
i got the poison
i got the poison now"
diyor Thom. Bense bu şarkıya delice eşlik ediyorum her seferinde; bazen bağıra çağıra bazen sessizce insanların ortasında.
Bugün evimde Guinness içiyorum. Mutluyum. Kedim çoraplarımı kemiriyor. Ev kemirilmiş ve bir yana fırlatılmış çoraplarla dolu. Özellikle de odam. Ne yapacağım bu kemirme konusunda bilmiyorum. Kendini fare sanan bir kedim olduğunu düşünmek bile mutlu ediyor beni bugün.
Bir şeyler oluyor yine. Umutluyum 27'den ilk defa.
"i'm taking you down
i'm taking you down
i'm standing in the hall
i'm puking at the wall
yeah because you bit me, bit me, bit me, ow
the poison
i got the poison
i got the poison now"
diyor Thom. Bense bu şarkıya delice eşlik ediyorum her seferinde; bazen bağıra çağıra bazen sessizce insanların ortasında.
Etiketler:
27,
Bangers and Mash,
çorap,
guinness,
In Rainbows,
paul,
Radiohead,
Thom Yorke,
umut
Pazar, Aralık 16, 2007
"Fond but not in love"
Radiohead'i duymayanımız kalmamıştır herhalde. :)
Saçmalamadan daha fazla hemen konuya gireyim. Bu ikinci cdyi pek bir sevdim ben. İçimdeki hiçbir hissin peşine takılmadan savrulmak isteyen "divina"ya pek uygunmuş. Bugün ve hatta bir önceki yazı için yapılmış bir yorumun ardından ben de bir şeyler eklerken farkettim bunu.
Yüksek bir gökdelenin tepesinde, kenarlara doğru adım atmadan koşturmaya benzettim albümün bende bıraktığı tadı. Kenarlardan korkarım bilirsin(iz belki). Pizzanın da kenarlarını da yemem zaten -yine de "Little Caesar's"ın nefis kenarları bu durumdan muaf tutulmuştur hep.
Yorgun argın bitirilmiş bir günün sonunda, içindeki üzüntülerle uğraşmaya yeltenmemek için yeteri kadar sebebi kendinde gören bir bünyenin dinleyebileceği en iyi albüm sanırım bu aralar bu ikinci "In Rainbows". Orta düzeylerde seyreden hayatın aşağılara çeken o uzak durulası ayrıntılarına karşı en iyi savunma yöntemi belki de.
Ayrıca bu ikinci cdyi iyi ki de sonraya saklamışlar; yoksa kişisel etiket çöplüğümde yer alacaklardı birinci cd gibi... Böylesi daha temiz şimdi. Hiçkimseye yapıştırdığım bir şarkı olmaksızın, tüm önyargısızlığımda tüketiyorum tüm şarkıları tek tek. Yukarıya veya aşağıya doğru herhangi bir sıçrayış veya düşüş yok. "At a better pace, slower and more calculated"...
Hep böyle kalayım olur mu?
Saçmalamadan daha fazla hemen konuya gireyim. Bu ikinci cdyi pek bir sevdim ben. İçimdeki hiçbir hissin peşine takılmadan savrulmak isteyen "divina"ya pek uygunmuş. Bugün ve hatta bir önceki yazı için yapılmış bir yorumun ardından ben de bir şeyler eklerken farkettim bunu.
Yüksek bir gökdelenin tepesinde, kenarlara doğru adım atmadan koşturmaya benzettim albümün bende bıraktığı tadı. Kenarlardan korkarım bilirsin(iz belki). Pizzanın da kenarlarını da yemem zaten -yine de "Little Caesar's"ın nefis kenarları bu durumdan muaf tutulmuştur hep.
Yorgun argın bitirilmiş bir günün sonunda, içindeki üzüntülerle uğraşmaya yeltenmemek için yeteri kadar sebebi kendinde gören bir bünyenin dinleyebileceği en iyi albüm sanırım bu aralar bu ikinci "In Rainbows". Orta düzeylerde seyreden hayatın aşağılara çeken o uzak durulası ayrıntılarına karşı en iyi savunma yöntemi belki de.
Ayrıca bu ikinci cdyi iyi ki de sonraya saklamışlar; yoksa kişisel etiket çöplüğümde yer alacaklardı birinci cd gibi... Böylesi daha temiz şimdi. Hiçkimseye yapıştırdığım bir şarkı olmaksızın, tüm önyargısızlığımda tüketiyorum tüm şarkıları tek tek. Yukarıya veya aşağıya doğru herhangi bir sıçrayış veya düşüş yok. "At a better pace, slower and more calculated"...
Hep böyle kalayım olur mu?
Etiketler:
Fitter Happier,
gökdelen,
In Rainbows
Çarşamba, Ekim 10, 2007
Jigsaw Falling into Place
Sonunda çıktı. Dinledim In Rainbows'u... Henüz bir şey demek istemiyorum ama bu başlığa konu olan şarkıyı dinlemeden ve hakkında buraya bir şeyler karalamadan duramadım. Böyle güzel şarkı yapılır mı ya?!
Thom'un saçlarını karıştırasım var feci halde. "Şöyle yanaklarını da mıncırmak lazım" dedi bir radyokafa arkadaş "diyecektim ben de ama utandım" diye karşılık verdim. Laubaliliğin de bir sınırı var değil mi?
You've got a light you can feel it on your back
You've got a light you can feel it on your back
Jigsaw falling into place
Seviyorum çok!
Thom'un saçlarını karıştırasım var feci halde. "Şöyle yanaklarını da mıncırmak lazım" dedi bir radyokafa arkadaş "diyecektim ben de ama utandım" diye karşılık verdim. Laubaliliğin de bir sınırı var değil mi?
You've got a light you can feel it on your back
You've got a light you can feel it on your back
Jigsaw falling into place
Seviyorum çok!
Etiketler:
In Rainbows,
Jigsaw Falling into Place,
Radiohead,
Thom Yorke
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
