pitchfork etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pitchfork etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

Nuri Alço ve The Clientele

Az önce bu kafayla, ki hızlı tükettiğim melonlar ve üzerine zaten had safhada akrep halim, The Clientele'den Alasdair'cığımla Pitchfork'un yaptığı röportajı okuyayım dedim. Şöyle bir kısım vardı. Aklıma hemen Nuri Alço geldi. Yurtdışına ve indie alemlerine açılmış demek kendisi.

"Pitchfork: So you'd say this album is a more austere affair than the last one?

AM: It is. It's more full of ghosts and doubts and signs and wonders than any other Clientele record. It's very spooky and tremendously sad at times. It's about watching yourself disappear.

Pitchfork: Were there any incidents that occurred in your life that caused you to reflect in that way?

AM: Last summer, there was an incident involving an accidental ingestion of LSD in Spain. It's the most cliché thing, but it did have an effect on me. It gave me new ways of thinking about music and songwriting. It was like a slap across the face of my psyche.

Pitchfork: What's the story behind this LSD trip?

AM: [laughs] It's not something I would like to glamorize. It's dangerous stuff.

Pitchfork: Right, but you said it was accidental...

AM: It was accidental on my part, but not on the part of the person who put it in my drink.

Pitchfork: I see. Are we talking about some sort of mortal enemy of yours?

AM: No, just somebody who never quite left the 60s and wanted to open my mind. I've never taken LSD before...by accident. When I was growing up it was easier to get a hold of acid than it was to actually buy beer in the little town I lived in outside of London. But it wasn't something I ever wanted to get into the habit of taking."

Böyle röportaj veriyorsa bu adam hala lsd tribinden çıkamamış anlaşılan.

Pazartesi, Ekim 27, 2008

Deerhunter - Microcastle

Ktunnel sponsorluğunda yazılmış bir yazıya daha hoşgeldiniz. Hala bela okumakla beraber, inadına yazasım geliyor sürekli ama tünellerden geçip buralara gelmek pek bir sinir bozduğundan sürekli erteliyorum.

Velhasıl şimdi beni yazmaya iten şey aslında yaz başında bir şekilde sızan Deerhunter'ın Microcastle adlı albümü oldu. Daha doğrusu bu albüm yazın ortasında kulaklarda yerini almasına rağmen, piyasada yer alacağı tarih Ekim sonuydu. Albümü o kadar çok sevdim ki ben dayanamayıp Reset'e bir yazı yazdım geçen hafta artık ve hatta bu hafta da dört gözle Pitchfork ne diyecek diye bekliyordum ki, bugün, az önce yazıyı okudum. Benim tahminim Pitchfork'un bu albüme 8.7 vermesiydi (Reset'teki puanlama sistemi küsüratlı olsaydı ben bu puanı verirdim). O küsüratı neremden attım bilmiyorum ama öyle bir his doğmuştu. Yanlış doğmuş; 9.2 vermişler. Yazıyı sanki benim albümüme kritik vermişler gibi heyecanlı okudum. Sanırım fazla benimsemişim albümü 3-4 ay gibi bir sürede sayısız kez dinleyince.

Diyeceğim şudur ki; dinlemediyseniz dinleyin. Yazılara da şuralardan göz atılabilir (eğer hala kapatılmadılarsa):

http://www.resetmagazine.net/resetsayi21/muzik/Deerhunter-Microcastle.html

http://www.pitchforkmedia.com/node/146627

Çarşamba, Eylül 24, 2008

Feelings For Something Lost

Pitchfork'ta az önce Mogwai'nin The Hawk Is Howling'ine yapılan review'ı okudum. Kendileri utanmadan Sigur Ròs'un son albümüne 7.5 verip, bu albüme 4.5'u uygun görmüşler. Sürekli öngörülebilir olmak ve fazla bilinçli müzik yapmakla suçlamışlar grubu da. Bok yesinler.

Onun dışında bugün bugün alakasız olarak, sabah 4,6'lık br deprem yaşamışız ve fakat ben duşta olduğum için hissetmemişim. Annem arayıp söylemeseydi farkına bile varmayacaktım.

Gün boyu dingin müzikler dinledim bugün sanırım. Sabah sakin sakin yapılan bir kahvaltı, gerçek renklerin şimdiden soluk gün ışığıyla aydınlanması, sonra Rachel's... Şimdiyse Ólafur Arnalds ki kendisini çok kişiden duyup bir türlü dinleyememiştim. Uyumadan önce terapi niyetine iyi gelebilen bir müziği varmış.

Bugün derste as if, as though diye anlatırken, kredi kartlarıyla insanların daha çok parası varmış gibi yaşamalarıyla ilgili bir örnek cümle kuruverdim. Ders sonrasında da kendi kendime birçok insanın bu yüzden şizofren hayatlar sürdürdüğünü düşündüm. Tam o esnada Fake Plastic Trees'i uygun gördü iPod'um. Sağolsun kendisi hal hatırdan anlıyor bilindiği üzere.

Ayça dün bana artık duvarlarım olmadığını birkaç soruyla kanıtladı. Bunu da farkına varmadan verdiğim cevaplarla kanıtlamış olması pek harika oldu hatta. Çok yol katetmişim çok zamanda. Sindirerek yaşanan mutluluk da acı da bu dünyada başka bir denkliğe sahip değil herhalde. İyi ki olduğum gibi bir insanım diye düşündüm bugün. Bunu hala ara ara düşünebiliyor olduğum için güldüm kendime bir de.

Yarına kadar güzel rüyalar görmek dışında hiçbir şey istemiyorum. Yarınsa sanırım kendi halinde ilerleyen hayatımı bir boş günde ne kadar aktivite varsa yaparak geçireceğim. İnsanı dış dünyada oraya buraya harcanan enerji kadar sağlıklı kılan başka bir şey yok sanırım. İyi geceler.