devics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
devics etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Şubat 18, 2008

Heaven

Şimdi bu "heaven" denen anlamının içini henüz dolduramadığım bu sözcük arada bir dinlediğim müziklerde kulağımın derinliklerinden içime akıyor. Dündü sanırım yine bir şeyler dinlerken miydi yoksa öylesine aklımda sürekli çalan bir müziğe takılmış giderken miydi neydi bilmiyorum ama, bir şekilde üç şarkıyı birbirine bağladım. İçinde Heaven olan en güzel şarkılar sanırım bunlar benim için. Yani aklıma gelmeyenler vardır eminim ama üç şarkıdan dinleyelim cenneti ve anlamlarını.

Önce Devics'in Heaven Please'inden bir söz yazayım istedim. Şöyle diyor:

"Heaven please I have fallen
on my knees and out of your arms
Take me back I am good now..."

Bir süre yorulmuş, kendi kaderini değiştirebileceğini düşünen birinin, karşısına çıkan olayların ve insanların peşinden koşturup sonradan bir bir kapanan kapıları görünce, yaşamında deneyimlediği ilk "cennet" imgesine geri dönüşü var sanki bu şarkının sözlerinde. Öyle ki, kıymetini bilmediğiniz biri vardır mesela hayatınızda, belki anne, baba veya tek suçu sizi çok sevmek olan eski bir sevgili, işte hayat sizi yorunca ona geri dönmeye çalışmak, zorda kalınca tanrıya dua etmek gibi bir şey...

Sonrasında ise, Carissa's Wierd'ın kısacık cenneti The Piano Song var. O da şunlardan başka bir şey demiyor ama en azından beni bu yerin dünyadaki gölgesinin nasıl bir şey olduğu konusunda bilgilendiriyor:

"...You felt relief somewhere between the tree and its shade
When you go away, heaven's a distance not a place..."

Bu sözlerle ilgili iyi ki de bu şarkıyı tam da delice dinlediğim birkaç gün içinde kimseye yapıştırmamışım diyorum ve başka bir şey demek istemiyorum. Gerek görmediğimden değil, henüz bu sözleri hakedebilecek ne ben bir şeyler yaptım birileri için ne de onlar öyle bir şey yaptılar. Sanırım hayali bir sevgili için yazılmış güzel ve hüzünlü (hüzünlü olmayan bir şey nasıl güzel olabilir ki zaten?) sözlerden öteye giden bir yorum yapmamak lazım zira yersiz ve anlamsız olacak.

Sonra bu hafta D. ile bir alışveriş merkezinde oradan oraya gezinirken kendimizi bulduğumuz Mango'da aklıma takılan ve D.'nın eline sırf denerken vakit geçirsin diye verdiğim bir sürü kıyafet verip, bir köşede iPod'umda delice arayıp dinlemeye başladığım Trophy var üçüncü sırada. Üçüncü sıraya koydum kendisini çünkü en son bu şarkı bu yazıyı yazdırabilecek bağlantıları kurdurdu bana. Bat for Lashes'ın güzel sesi yine alkışlı ritmiyle ve fısıltıya yakınsayan bir tonda şöyle diyor:

"Heaven is a feeling I get in your arms"

Söz konusu cümle sanırım cennet tanımının bu dünyadaki yakalanabilecek en mutlu anı. "Cennetini birilerinin kollarında bulanlar için geliyor" demişim 20 Ağustos'ta. Bulmak lazım o kolları diyorum o halde.

Bu yazı gibi arada belli keywordler üzerinden müzikler arasında bağlantı kurup bir şeyler yazayım diyorum. Hoşuma gitti liriklerin arasında hisleri dokumak.

Büyüyünce de Müziklerarası İlişkiler Profesörü olsam keşke.

Cumartesi, Aralık 08, 2007

"Eğreti"

Son üç gündür ayık olduğum tek gün bugündü, o da uyku tarafından uyuşturuldu. Çok çalıştım bugün. Eve dönmeden bir arkadaşımla yemek yedik, eve geldim. Artık toplayacağımdan tamamen umudumu kestiğim dağınık odamda -evet odamdayım, salonda değil- oturuyorum. Uykum var ama uyutmayan o kadar çok düşünce var ki aklımda... Değinmek istemiyorum ama bakarsınız oralara kayar konu bilemiyorum.

Dün gece hiç ummadık bir yerde, ummadık bir insanı görüp, ummadık tepkiler verdim. Kıskandım onu çok. Belki de hayatımda en çok onu kıskandım bu zamana dek. Tüm gece içim içimi yedi, durdu. Gittiğim mekanlarda oturduğum veya durduğum yerlerde içimden geçebilirdi insanlar; o derece şeffaftım. Zaten Salih'in dediğine göre onu gördüğüm an "hayalet görmüş"e dönmüşüm. Evet dedim kendi kendime içimden, beraberinde getirdiği bir hayalet beni bu hale getirmiş olabilir. Demek ki gerçekten bu sözün bir karşılığı varmış diye gülümsedim sonra da. Aida'ya, Rory'e ve Rafi'ye rağmen gecem vasatın üstüne çıkamadı. Oysa yeni şarkılar vardı... Son şarkıyı ise My Funny Valentine'la yaptım yine. Şüphelerim vardı bunu yapmakla ilgili ama dayanamadım ve söyledim. Bu sefer gülümsetmek yerine farklı etkilerde bulundu. O kadar Cardinal Melon içersem olacağı bu tabii... Her neyse...

Yazının sonunu getiremiyorum. Madem öyle son bir söz Devics'ten gelsin, hem de Heaven Please'den...

"heaven please i've been walking
gates whose entrance i am denied
let me in let me in now"

Haavi'ye sonsuz teşekkürler... O bilir neden olduğunu.