| The Colbert Report | Mon - Thurs 11:30pm / 10:30c | |||
| Exclusive - Backstage with The Flaming Lips and Deerhunter | ||||
| ||||
bradford cox etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bradford cox etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cuma, Eylül 25, 2009
"Bradfox"
Sabah sabah eğlendim yine gudubet Bradford sayesinde. Gudubet mudubet seviyorum ama çok. O ve The Flaming Lips solisti Wayne Coyne meğerse birbirlerini hiç sevmezlermiş, bunu söylemekten de çekinmezlermiş.
Etiketler:
bradford cox,
deerhunter,
the flaming lips,
wayne coyne
Cumartesi, Mayıs 30, 2009
Deerhunter - Rainwater Cassette Exchange (Cover)
Bazen Deerhunter'ın blogunda kendileriyle ilgili bu kadar yazı, video vb. yoktur diyorum ama dayanamıyorum. Bradford bu cover'ı pek bir beğenmiş hatta demiş ki "It actually sent shivers up my spine, especially during the second verse".
Etiketler:
bradford cox,
deerhunter,
rainwater cassette exchange cover
Çarşamba, Mayıs 27, 2009
"Yea of course"

Şimdi, sol başta oturan şu ikisi geçen hafta aynen yine böyle beraber otururlarken, o adamlardan pek bir güzel pek bir yakışıklı olan Lockett'ın bana facebook chat'ten "hello" diyesi tutmuş. O sırada bir yıl boyunca en fazla dinlediğim grubun günümüz anthemlerinden biri olabilecek son albümünün ikinci şarkısını söyleyen gitaristinin bana oradan "Hello" demesi benim için ilginç imgelere tekabül etmekte. Örnek verelim bir tanesine:

"Sevgili" Lockett dedi ki, buralardan hiç ses gitmemiş oralara. Emin mi diye tekrar sordum ama o dedi ki "Bir Bradford'a sorayım." O sorarken ben Lockett'la sohbet ettiğime mi sevineyim yoksa arkasında Bradford'ın oturuyor ve benim sorumun ona bu güzel adam tarafından sorulmuş olmasına mı bilemedim. O da "Evit" demiş. Baya bir süre güzel güzel konuştuktan sonra "Dublin'deyiz. Konsere çıkacağız şimdi" dedi . Ben de konserlerinin güzel geçmesi dileklerimi sundum. Ben yine oturduğum yerde Lotus Plaza ve Deerhunter dinledim, Dublin'de bir grup insan da bu insanları konserde canlı canlı izlediler. Burada hemen sözü iç sesime veriyorum: Bok!
Bu da böyle fantastik bir anı olarak dursun burada. Hatta tam olsun diye "Bu da böyle bir anımdır" diyeyim ve Turn It Up Faggot'ımı dinlemeyi sürdüreyim. Sonra da uyuyayım artık. Yine insomnia yine insomnia zaten.
Etiketler:
bradford cox,
deerhunter,
Lockett Pundt
Cumartesi, Mart 28, 2009
"And baby, my heart's been breaking"
Kimse bilmez ama benim mor battaniyemin altında çok şeyler olup bitiyor. Fesatlık yapmayın lütfen, hemen anlatıyorum son olanları.
Bugün çok acaip bir rüya gördüm. Bradford Cox benim evime geliyormuş. Cymbals Eat Guitar'ı (bir yazı yazmaya başladım da dün onlarla ilgili, burada da edeceğim iki çift lafım olacak) nasıl Deerhunter'a benzetirsin diye konuşuyordu bırbır. Ben de dinletiyordum, bak valla benziyorsunuz diyerek. Sonra ben birilerini çağırıyordum eve. Hep beraber eğleniyorduk. Sonra ben konser vermelerini ve benim bu konseri organize edebileceğimi söylüyordum. O da olur valla gibi hevesli bir tepki veriyordu. ben de başlıyordum çalışmalara. O sıradaysa birileri bizi bir sinirlendirdi ve ayrıldılar yanımızdan. Ben tam o anda uyandım ve uyanırken "Hep o gerizekalı yüzünden işte ya" diye bir şeyler söylendim kendi kendime. Güldüm sonra yüzümü yıkarken durumu farkederek.
Zamanında pek bir sevdiğim gruplardan Placebo geliyormuş. Brian'ın o güzel suratı için gideyim diyorum bu sefer.
Interpol dinlemekten had safhada zevk aldığım dönemlere dönüş yaşıyorum. Bugün The New ile Leif Erikson'u birkaç kez dinledim gelirken eve. The New'ı ilk gerçekten farkettiğim zamanlara dönüş, sonra otobüsün bir kasis üzerinden geçerken beni hoplatmasıyla dünyaya geri dönüş. Yüzümün aldığı şekli merak ettiğimden iPod'un etinden sütünden faydalanırcasına bir hamleyle arkasını çevirip ayna olarak kullanmak ve gördüğüm görüntüden hala ve nasıl oluyorsa hala memnun olmamak. Sonra sözlerin ne kadar gerçek olduğunu farketmek yine bilmemkaçıncı kez ve durağa geldiğimi farkedip inmek. Temiz havayla kendine gelmek. Şu paragrafın üzerine buraya The New eklememek olmaz tabii.
Interpol - The New
Garip haberler, ordan burdan duyulanlar ve gördüklerim bana içimde yaşayan ama bu zamana kadar farketmediğim o yaratığı gösterdi. Haleluya!
Bugün çok acaip bir rüya gördüm. Bradford Cox benim evime geliyormuş. Cymbals Eat Guitar'ı (bir yazı yazmaya başladım da dün onlarla ilgili, burada da edeceğim iki çift lafım olacak) nasıl Deerhunter'a benzetirsin diye konuşuyordu bırbır. Ben de dinletiyordum, bak valla benziyorsunuz diyerek. Sonra ben birilerini çağırıyordum eve. Hep beraber eğleniyorduk. Sonra ben konser vermelerini ve benim bu konseri organize edebileceğimi söylüyordum. O da olur valla gibi hevesli bir tepki veriyordu. ben de başlıyordum çalışmalara. O sıradaysa birileri bizi bir sinirlendirdi ve ayrıldılar yanımızdan. Ben tam o anda uyandım ve uyanırken "Hep o gerizekalı yüzünden işte ya" diye bir şeyler söylendim kendi kendime. Güldüm sonra yüzümü yıkarken durumu farkederek.
Zamanında pek bir sevdiğim gruplardan Placebo geliyormuş. Brian'ın o güzel suratı için gideyim diyorum bu sefer.
Interpol dinlemekten had safhada zevk aldığım dönemlere dönüş yaşıyorum. Bugün The New ile Leif Erikson'u birkaç kez dinledim gelirken eve. The New'ı ilk gerçekten farkettiğim zamanlara dönüş, sonra otobüsün bir kasis üzerinden geçerken beni hoplatmasıyla dünyaya geri dönüş. Yüzümün aldığı şekli merak ettiğimden iPod'un etinden sütünden faydalanırcasına bir hamleyle arkasını çevirip ayna olarak kullanmak ve gördüğüm görüntüden hala ve nasıl oluyorsa hala memnun olmamak. Sonra sözlerin ne kadar gerçek olduğunu farketmek yine bilmemkaçıncı kez ve durağa geldiğimi farkedip inmek. Temiz havayla kendine gelmek. Şu paragrafın üzerine buraya The New eklememek olmaz tabii.
Interpol - The New
Garip haberler, ordan burdan duyulanlar ve gördüklerim bana içimde yaşayan ama bu zamana kadar farketmediğim o yaratığı gösterdi. Haleluya!
Etiketler:
bradford cox,
cymbals eat guitars,
interpol,
mor battaniye,
Rüya,
the new
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
