dvno etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dvno etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 15, 2008

"DVNO, four capital letters"

Geçen haftanın bir gelişmesi de, Reset Magazin adlı oluşumda yazmaya başlamamdı sanırım. Ama hhaftasonunun yoğunluğu içinde arada kaynayıp gitmiş. İlk yazımı Mogwai - The Hawk Is Howling üzerine yazdım. Bu hafta başka bir yazıyı daha yollamam lazım. Hazır zaten, sadece birkaç gün daha bekletip, içim rahat etsin istiyorum. İsteyen gidip bakabilir buradan.

Yine The Walkmen ve Justice ile kulaklarımı beslediğim bir akşam geçirdim. Yarına belki Ma gelecek. Pink Elephant'larımı da getirecek umudediyorum ki. Bu hafta yine yoğun ama o gelirse daha eğlenceli geçeceğe benziyor. Hatta aynen bu arkı ve klibi gibi keyifli zamanlar geçirmeyi umuyorum. Çok şey umuyorum. Hmm...

Pazar, Eylül 14, 2008

"i just came here to bounce"

Şu anda büyük bir keyifle bira içerken bir yandan da Justice'in son harika Planisphere'i dinlemekteyim myspace sayfalarından. Justice'i çok seviyorum her ne kadar burda bahsetmemiş olsam da pek. Benim dansederken dinlemek istediğim diyebileceğim o müziği harfi harfine büyük başarıyla icra etmekler. Arada mutluluk eksikliğimi gidermek istediğim vakitlerde sıfatı ve ismi cümle haline getiren "be" fiili kadar tamamlayabiliyorlar beni ve eksikliklerimi.

Nitekim geçen Cuma bir adet kedinin Paris'e taşınmadan önceki son gecesinde saat 12'ye yaklaşırken gittiğimiz Nada'da içeri girdiğimizde dinlemek istediğim müzik de kendilerine aitti. İçeri girdiğimizde mekanın kalabalığına mı yoksa ortada 3-4 sandalyenin üstünde danseden insanlara mı şaşıralım diye, iğne atılsa ere düşmeyecek olan mekanda bara doğru ilerlerken, ortada danseden insanlardan birinin ve hatta esas kişinin doğumgünü çocuğu S. olduğunu gördüğümüzde epeyce güldük. Herkes çılgınca dansediyordu. Artık yalvararak ve neredeyse diz çökerek içkilerimizi almak için bara doğru giderken S. Bey'in beni tepelere çekmesi ise zaten apayrı bir durumdu. Kendimi sandalyelerin üstünde zevkle danseden insanlardan biri olarak bulduğum dakikalarda farkettim ki dj de değişmişti. Dünyanın en şahane dans şarkılarını çalan biri olarak o kafayla etiketlediğim insan, sağolsun Justice de çaldı birkaç tane. Dünyanın en mutlu insanı oldum tabii. Mekanın sahibi F. ise arada bakıp "Oh oh, ne güzel basıyorsunuz sandalyelerime" diyordu gözleriyle ama gülümsediğinden kimse bu durumu kaale de almadı. Bu kadar zamandır gittiğim Nada'nın ne o kadar kalabalık olduğunu ne de o kadar coşkulu olduğunu gördüm. Harika bir gece geçirerek evimize döndük o gece D. ile. Diyeceğim odur ki Justice dinleyin zira bu zamanlara dair en dansedilesi ve dinlerken en coşkulu olunası müzikler kendilerinden çıkmakta.

Bu arada tabii, delice yoğun olduğum günler halen devam etmekte. Gün içinde "bunu bloga yazayım" dediğim onlarca şey, gece eve geldiğimde suda eriyen sandoz tableti gibi yok oluyorlar; günümün yoğunluğu içinde eriyip gidiyorlar. O yüzden sakin zamanlarımı bekliyorum adamakıllı yazmak ve kafamı toplamak için.

Şimdilik size bir müzk önerim daha olabilir: Because of Ghosts. Sevdim ben kendilerini dinleyine. Avustralya'dan çıkan bi post-rock grubu. Kendilerini daha rahat zamanlarımdan birinde review etmek isterim deyip, bu yazıyı burada sonlandırayım diyorum ben. Aman da ne iyi diyorum.